29 Kasım 2011 Salı

KADAYIFLI MUHALLEBİ





Malzemeler:



•100 gr kadayıf

•2 yemek kaşığı tereyağı

•2 yemek kaşığı tozşeker

•İri dövülmüş ceviz

Bütün malzemeleri teflon bir tavaya alıp , kısık ateşte sürekli karıştırarak kavurun. Kadayıflar pembeleşince ocağı kapatıp, kavrulan malzemeyi soğutun.



Muhallebisi için;



•4 su bardağı süt

•4 yemek kaşığı şeker

•4 yemek kaşığı un

•1 yemek kaşığı tereyağı

Bütün malzemeleri bir tencereye alın ve kısık ateşte sürekli karıştırarak muhallebi hazırlayın. Ocağın altını kapatıp muhallebi soğuyana kadar ara sıra karıştırın.Mikserle iyice çırpın.



Hazırlanması:


Servis kaselerinin dibine kızarmış kadayıftan birer kaşık dökün.Üzerine muhallebiyi ekleyip kavrulmuş kadayıfla süsleyin.Afiyet olsun.


2.Servis Önerisi


•Orta boy kare bir borcama yağlı kâğıt serin.

•Yağlı kâğıdın her yerine soğuyan kadayıfları serpin.

•Kadayıfların üzerine, soğumuş olan muhallebiyi yayın ve kaşıkla düzeltin.

•2-3 saat buzdolabında bekletip ve dolaptan çıkarıp yağlı kâğıt yardımıyla rulo yapın.

• Dilimleyerek servis edin.







Ya da hiç uğraşmayıp dilimleyip, üstünü de süsleyip misafirlerinize ikram edin.Afiyet olsun...

28 Kasım 2011 Pazartesi

PATATES KAVURMASI











MALZEMELER


4 tane orta boy patates

1 tane kuru soğan

1 tk. domates salçası

1tk. biber salçası

sıvı yağ,tuz,kırmızı pul biber


YAPILIŞI


Patatesler haşlanıp,kabukları soyulup,küp küp doğranır.

Piyazlık veya irice doğranmış sovanlar yağda kavrulur.

Salçalar eklenip kavurmaya devam edilir.

Patatesler ve baharatlar eklenip karıştırılır.

Sıcak olarak servis tabağına alınıp istenirse ,üzeri kıyılmış maydonozla servis edilir.Afiyet olsun.

26 Kasım 2011 Cumartesi

İLGİNÇ TASARIMLAR -2


Yemek yedirmek için bu da bir yol...




Poşetler açık kalmasın..




Her mutfağa lazım.Acaba nerede satılıyor?





Kaşıklık..



Mısır tanelerini ayıklama aparatı..




Tuz ve biberlik





Kordonları toplamanın güzel bir yolu.








Şeffaf tost makinası

24 Kasım 2011 Perşembe

ÖGRETMENLER GÜNÜ

ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN.

 



Seçkin ve değerli mesleğimi yaparken hep gurur duydum. Bir daha Dünya'ya gelsem yine öğretmen olurdum.





BANA BİR HARF ÖĞRETENİN KIRK YIL KÖLESİ OLURUM.

( Hz.Ali)



HAYAT

Bir grup eski öğrenci, emekli hocalarını ziyarete gitmiş. İşlerinden ve sorunlarından söz etmişler. Hoca, iş yaşamında her biri önemli yerlere gelmiş eski öğrencilerine, kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş. Biraz sonra değişik boy, renk ve kalitede birçok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş.








Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup, kahvelerini oradan almalarını söylemiş.






Tüm eski öğrenciler, kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde, hocaları onlara şunu söylemiş:



- Farkına vardınız mı bilmem. Zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alındı, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı. Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama işte bu demin bahsettiğiniz problemlerinizin ve stresin nedeni. Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak her biriniz birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek, daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız. Yaşam kahveyse; iş, para ve mevki fincandır. Bunlar yalnızca yaşamı tutmaya yarayan araçlardır ama yaşamın kalitesi bunlara göre değişmez. Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz.

15 Kasım 2011 Salı

Bardağı yere bırakın bugün, düşsün

Bardağı yere bırakın bugün, düşsün..









 Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı


Herkesin göreceği bir...... şekilde tutuyordu ve ardından sordu :


“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?”


'50gr!' .... '100gr!' .....'125gr'


 ..diye öğrenciler yanıtladı.


Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem,” dedi profesör, “ama,


 benim sorum şu:


 Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”



 ‘Hiçbirşey' …..diye yanıtladı öğrenciler



 Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?' diye sordu profesör bu

kez…

 Kolunuz ağrımaya başlardı efendim' diye öğrencilerden biri yanıtladı


 Haklısın, peki şimdi ben bir gün boyunca tutsam ne olurdu?”


“Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı  vs. gibi sorunlar yaşardınız


 ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!”


 ….. tüm öğrenciler çeşitli yorumlar yaptı ve gülüştüler


 “Çok iyi.


 Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu?”



 Diye sordu profesör.



 ‘Hayır‘…. Diye yanıtladı herkes



 Peki o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan neydi?”


 Öğrenciler bulmaca çözermişçesine düşünmeye başladılar.



 “Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?”diye

 tekrar profesör sorar



“Bardağı bırakın düşsün!” diye öğrencilerden biri yanıt verir



 “Kesinlikle!”der profesör.


 Hayatın problemleri de böyle birşeydir.



 Onları kafanda birkaç dakika tutarsın. Bir sorun yokmuş gibi görünür.


Uzun bir süre düşünürsün.  Başınız ağrımaya başlar.



 Daha uzun düşününce, artık seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana neden

olur.

 Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir,


Fakat DAHA ÖNEMLİSİ onları her günün sonunda, uyumadan önce yere


 bırakmaktır (bardak gibi).



 Bu şekilde strese girmez, ve her gün taze bir beyin ile uyanır ve her


 konuyla ve yolunuza çıkan her mücadele ile başa çıkabilecek güçte


 olursunuz!


Bu yüzden bugün ofisten ayrıldığınızda,


 Sevdiklerinize şunu hatırlatın :



 Bardağı yere bırakın bugün düşsün..






 Sevgi ve sağlıcakla...:)