30 Kasım 2012 Cuma

Güzel Çocuklara Güzel Ürünler

Hamile kıyafetleri içinde kendinizi ana kraliçe gibi mi hissetmek istiyorsunuz? O halde çocuklarıyla birlikte güzelleşmek isteyen annelere müjde! Birbirinden özel ürünleriyle anneleri de en az çocukları kadar şımartmayı seven alışveriş kulübü unnado.com ile en trend görünen anne siz olabilirsiniz.

Anne olmak, çocuğunuz veya doğacak bebeğiniz için alışveriş yapmak güzel... Peki, ya bu hikaye nasıl başladığına dair bir de romantik video olsaydı? unnado.com ebeveyn olmaya doğru giden yolu bakın nasıl anlatmış!



“Sadece kıyafetler yetmez, çocuğum için özel ürünler de isterim” diyen anneleri de unutmuyor unnado.com...  Kıyafet ihtiyacınızdan banyo ihtiyacınıza, bakım ürünlerinden butik ve aksesuar ihtiyaçlarınıza kadar her şey en güzel haliyle burada. Çok özel indirimler, hediye çekleri ve kampanyalar ile alışverişin gülümseten hali unnado.com, keyifli alışverişler diler.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

29 Kasım 2012 Perşembe

KISIR TARİFİ








MALZEMELER (4 Kişilik)

4 (küçük) çay bardağı ince bulgur (Kişi sayısı kadar bardakla ekleyebilirsiniz)
yarım demet yeşil soğan
yarım demet maydonoz
1 orta boy kuru soğan
1yk. domates salçası
1 yk. biber salçası
nar ekşisi
1 limon suyu
tuz,kuru nane,mutlaka kimyon,karabiber,kırmızı biber

YAPILIŞI

Bulguru ayıklayınız ve bol suyla yıkayınız. Geniş bir kabın içerinse koyunuz. Üzerine geçecek kadar kaynar suve tuzunu  koyup karıştırınız ve üzerine kapak kapatıp 10-15 dakika kadar şişmesini sağlamak için bekletiniz.



Bu arada yeşillikleri hazırlamaya geçiniz. Maydanozu ve taze soğanları bol suda yıkayınız  Suyunu süzdürüp ince, ince kıyınız.


Kuru soğanı ayıklayıp incecik kıyınız ve bir tava içerisinde az yağ ekleyip kavurunuz, kavrulduktan sonra domates ve biber salçalarını da ekleyip birkaç dakika daha kavurunuz.


Kabaran bulgurun üzerine soğanla kavurduğunuz salçaları ekleyiniz. Salçaları iyice bulgura yedirene kadar karıştırınız.


Ardından limon suyunu ,nar ekşisini ve zeytinyağını ekleyip karıştırınız.Kırmızı ve karabiberi,kimyonunu da ilave ediniz. Tadına bakıp gerekli görürseniz nar ekşisini ya da tuzunu ekleyebilirsiniz.

Son olarak ta doğradığınız yeşillikleri içerisine koyup iyice karıştırınız.

Bir süre dinlendiriniz ve servis ediniz. Afiyet olsun.

Bulgur ve salça karışımına, yeşil nane ilave etmeden, soğumasına izin verin. Bulgur ve salça sıcak olursa, naneniz kararır.

28 Kasım 2012 Çarşamba

KREP





MALZEMELER


2 Su bardağı un

1 Su bardağı süt

2 Yumurta

Tuz

Tavayı yağlamak için tereyağı (Seramik tavada yağsız pişiyor)


HAZIRLANIŞI

Çukur bir kapta önce sıvıları sonra unu ilave ederek iyice çırpın.

Tereyağıyla ısınan teflon tavayı hafifçe yağlayın. 1 kepçe krep

hamurundan döküp sallayarak hamurun tavanın her tarafına eşit

şekilde yayılmasını sağlayın. Bir yüzü pişince spatulayla ( yada havada

döndürerek) diğer tarafını pişirin.


20 cm.lik teflon tavada bu malzemelerle 5 tane krep çıkıyor.

İsterseniz hamurun içine ince kıyılmış maydanoz ekleyebilirsiniz.

Afiyet olsun.


27 Kasım 2012 Salı

SALÇALI SOSİS



MALZEMELER



5-6 tane sosis

1 yemek kaşığı salça

tuz, karabiber, pulbiber

1 yk sıvı yağ

 

Hazırlanışı


Sosisleri şekilli kesip, 1 yemek kaşığı kadar sıvı yağ koyduğumuz tavada bir kaç dakika kızartın. Daha sonra bir kase içinde salçayı sıcak su ile ezin. Sosislerin üzerine salçalı sıcak suyu boşaltın. Tuzunu baharatını ekleyip bir dakika kadar pişirin, hepsi bu kadar. Afiyet olsun…



Diğer tarifimiz;

Önce hazırlayacağınız tencereye salçayı ve ketçabı dökün, sonra üzerine kekik,karabiber,sumak,pul biber, koyun. Daha sonra yavaşca su ekleyip karıştırp kaynayınca üzerine  sosisleri ekleyin ve pişirin. tadına doyamıyacaksınız.Afiyet olsun..

26 Kasım 2012 Pazartesi

ZENCEFİLLİ BALLI İÇECEK





Bu günlerde çocuklarınıza bile rahatlıkla verebileceğiniz doğal takviye :




Malzemeler:

1 adet orta boy kavanoz

kavanozun yarısını dolduracak kadar taze zencefil

1 limon (dilimlenmiş)

yeteri kadar bal

Hazırlanışı:


Zencefilin kabuklarını soyun ve incecik (jülyen doğrama) dilimleyin. Kavanoza yerleştirin ve limonları da ilave edin. Üzerine balı ekleyin. Kapağını sıkıca kapatın ve buzdolabına kaldırın.

Kullanırken; bir çay bardağına 1 dilim limon, zencefil şurubundan bir ya da iki yemek kaşığı koyun ve üzerine sıcak su ekleyerek karıştırıp için.

Sıcak olarak içtiğiniz gibi aynı miktardaki karışıma soğuk su ya da soda ekleyerek de içebilirsiniz.


Karışım buzdolabında 2-3 ay bekleyebilir. Sonbaharla birlikte gribal hastalıklarda evlerin baş köşesine yerleşmeye başladı bile. Ateş, burun akıntısı, boğaz ağrısı derken ardından gelen öksürüğü kesmek en uzun süreçtir. Hazırlayacağınız şurubu soğuk algınlığına yakalanmadan önce çay gibi ailece günde bir fincan içebilirseniz koruyucu özelliğinden yararlanır, sonrasında ise öksürüğe karşı doğal tedavi olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca araç tutmasından ya da mide üşütmelerinden kaynaklanan bulantılara karşı da çok etkili.Hepinize sağlıklı günler..


ZENCEKİL BİTKİSİNİ TANIYALIM


Zencefil Bitkisi ve Kökü: Nemli ve sulak iklimlerde yetişen ve sarı renkte çiçekler açan bir bitki olan zencefilin kökleri yassı ve gri renktedir. Zerdeçal ile benzer etkilere sahip olan Zencefilin kökü baharat olarak mutfaklarda ya da tıbbi amaçlarla çeşitli şekillerde kullanılır. Kokusu kuvvetlidir. Latince Adı: Zingiber officinale (Alm. Ingwer).



Zencefilin Faydaları: Zencefil, Kur’an’da (İnsan Suresi, 17. Ayet) adı geçen tek baharattır. İştah açar. Yatıştırıcı ve gaz söktürücüdür. Vücudu terletir. İltihap önleyici etkisi ile özellikle eklem iltihaplarına karşı oldukça faydalıdır. Soğuk algınlığına iyi gelen zencefil, balgam söktürür ve iyileşmeyi hızlandırır. Bulantıları gidermeye yardımcı olur ve kusmayı önler. Vücut direncini, bedensel ve zihinsel gücü arttırır. Mikrop öldürücüdür. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kansere karşı koruyucudur. Damar tıkanıklığını önlemeye yardımcı olmasının yanı sıra kan damarlarını genişleterek romatizma ağrılarının hafiflemesine de yardımcı olur. Bağırsak bozukluklarını giderir. İshali keser.



Zencefil

Zencefil Nasıl Kullanılır? Zencefil kökü genellikle kurutularak baharat olarak kullanılır. Zencefili yaş olarak da kullanabilirsiniz. Ayrıca, zencefilden elde edilen zencefil yağı, tıbbi amaçlı olarak, hazmı kolaylaştırıcı etkileri için kullanılmaktadır.



Zencefil Çayı: Zencefil çayı da hazmı kolaylaştırır ve ayrıca hafızayı kuvvetlendirir. Zencefil çayı, grip başta olmak üzere, soğuk algınlığı ve öksürüğe çok iyi gelir. Bir bardak kaynar suya bir nohut tanesi kadar zencefil dilimlenip atılır ve 5-10 dakika demlenmeye bırakılır. Zencefil çayı, bal ile tatlandırılarak ve içine bir miktar limon sıkılarak içilirse daha lezzetli ve faydalı olur

25 Kasım 2012 Pazar

KIYMALI POĞAÇA



MALZEMELER


1 ajda çay  bardağı yoğurt

1 ajda çay   bardağı zeytinyağı

1 ajda çay  bardağı eritilmiş margarin

bir tutam tuz

1 tutam karbonat

Aldığı kadar un

İÇ MALZEMESİ

150 gr. kıyma

1 adet rendelenmiş soğan

1 yemek kaşığı margarin



Hazırlanışı:

Bir tepsinin içine önce eritilmiş ve biraz soğutulmuş margarini dökün. Buna sıra ile zeytinyağı yoğurt, karbonat, tuzu ilave edin. Karıştırın. Aldığı kadar un ilave ederek yumuşak fakat çok düzgün bir hamur elde edin. Hamuru ılık bir yerde yarım saat kadar bekletin.

Kavrulmuş kıymanın hazırlanışı: . kıymayı, yassı bir kabın içine koyun. Buna bir adet rendelenmiş soğanı ilave edin. 1 çorba kaşığı margarin de kattıktan sonra, devamlı karıştırmak suretiyle kıymayı kavurun.

Hamurdan küçük parçalar alın. Elinizde bastırarak yuvarlak bir şekil verin. Tam ortasına kıymalı malzemeden koyun. Kapatın ve kenarlarını bastırın. Tepsiye muntazam aralıklarla dizin. Bir yumurtanın sarısını çırpın. Poğaçaların üzerine sürün. Çörekotu ile süsledikten sonra sıcak fırında 30 -40 dakika kadar pişirin. Sıcak olarak servis yapın.Afiyet olsun.

24 Kasım 2012 Cumartesi

20 Kasım 2012 Salı

TİMUS BEZİ




Timüs bezi, tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk borusunun önünde bulunur.

> Bu bez insanın ...bağışıklık sisteminin merkezidir. Yani bütün bağışıklık sistemi buradan yönetilir.

> Timüs bezi ne kadar çok titreşirse kişi o kadar sağlıklı ve bağışıklık sistemi sağlam olur.

> Anadolu'da ağıt yakan kadınların göğüslerine vurduklarına hepiniz şahit olmuşsunuzdur. Bu refleks kaynaklı basit bir el hareketi değildir. Bu beynin otomatik gerçekleştirdiği bir davranıştır.

> Kişi göğsüne vururken Timüs bezini titreştirir.

> Bu sayede üzüntü kaynaklı bağışıklıkta meydana gelen direnç azalmasının önüne geçmeye çalışır.

> Bu bez ne kadar sıklıkla titreştirilirse kişi o kadar genç ve sağlıklı yaşar ayrıca geç yaşlanır.

> Sizde parmaklarınızla göğsünüzün ortasına yapacağınız küçük vuruşlarla timüs bezini titreştirebilirsiniz.

> Yada daha basit bir yolu kullanırsınız. "KAHKAHA" atabilirsiniz.

> Çünkü kahkaha da göğüs kafesini oynattığı için bu bezi harekete geçirir.

> Hani yıllar geçerde aradan bir arkadaşımıza rastlarız neşeli halleriyle tanıdığımız bu insanı görünce "hiç değişmemişsin, ne gamsızsın..." deriz ya, işte timüs bezinin gücü.

> Sonuç olarak kahkaha bağışıklık sistemini güçlendirir ve sizi genç tutar.

Mutluluk ve Timus bezi .. "Mutluluk bir seçimdir. Mutsuzluğumuz kadere, şansızlığa ve talihsizliğe inancımız ölçüsündedir."

15 Kasım 2012 Perşembe

YOĞURT ALIRKEN DİKKAT!



Bana ulaşan aşağıdaki uyarı üzerine, ilk defa bir yoğurt kabının altındaki işaretlere


dikkat ettim... Hepsinin bir anlamı var şüphesiz. Ama özellikle biri çok önemli...

Bu uyarı ile, son kullanma tarihi kadar, belki daha da önemli bir bilgi sahibi oldum.

Bunu sizlerle de paylaşmak istiyorum...

Bu uyarıyı okuduğunuzda, tercihiniz olan markanın kabının altına bir bakmanızı,

bu bilgileri de sevdiklerinizle paylaşmanızı öneririm.

Sağlıklı yaşam dileklerimle...



YOĞURT ALIRKEN DİKKAT!

Yoğurt alırken artık markaya göre değil, kullandığı plastiğe göre de tercihinizi yapın.

Maalesef aynı firma, farklı marketlere, farklı plastik kaplarda ambalajlanmış yoğurtlar gönderebiliyor. Daha ucuz marketlere yoğurtları adi plastik ambalajlarda, lüks semtlerdeki marketlere ise daha kaliteli plastik ambalajlarda gönderiyor. Yani ayırım yapıyor.

Şimdi plastik yoğurt kaplarında, bazı firmalar artık polipropilen kullanmaya başladı.



Nasıl anlıyoruz?

Kabın altına veya yanına baktınız zaman bir üçgen göreceksiniz. Üç oktan oluşan

bir üçgen. Bu geri dönüşüm işaretidir. O üçgenin içinde bir sayı yazar. Benim yoğurt kabımda üçgen içinde 5 rakkamı vardı. 5 numara “polipropilen”dir, altında da zaten "PP" yazar.



DİKKAT! 3, 6 ve 7 yazanları almayın, “5” yazmalı...



Plastikte kanser tehlikesi... Hangi plastikler zararlı?

Plastikler türlerine göre sınıflandırılıyor. Bu türler 1’den 7’ye kadar numaralandırılıyor.

Özellikle 3, 6 ve 7 no’lu plastiklerden uzak durmak şart! O halde hangi plastik türünün zararlı olduğunu anlamak için öncelikle numarasına bakmak gerekiyor. Herhangi bir plastik ürün alırken ilk işiniz altında bulunan numarayı kontrol etmek olmalı. Ya bağımsız, ya da etrafında oklar olan bir üçgen içinde bu numarayı görebilirsiniz. Eğer ürünün altında hiçbir rakam yoksa aman dikkat! Türkiye'de özellikle semt pazarlarında satılan ürünlerde yok! Numara varsa işiniz daha kolay.

Peki hangi numara, hangi üründe kullanılıyor? Hangileri zararlı, hangileri değil? İşte evde kullanılan plastikleri ayırmanız için üçgen içindeki numaralar hakkında bilmeniz gerekenler:



1. PET veya PETE Polietilen: Genelde su, iki litrelik alkolsüz içecekler ve yağların konduğu pet şişelerde kullanılır. Cam gibi şeffaftır. Zararsızdır.



2. HDPE Yüksek yoğunluklu polietilen: Deterjan ambalajları ve pet süt şişesinde bulunur. Zararsızdır.



3. PVC Polivinil klorid: Streç folyo, dış mekanda kullanılan eşyalar, plastik pipo, zemin malzemesi, duş perdeleri, şeffaf ve kabartmalı plastik ambalajlarda kullanılır. Zararlıdır!



4. LDPE Az yoğunluklu polietilen: Kuru temizleme ve çöp torbaları, yemek saklama kaplarında bulunur. Zararsızdır.



5. PP Poliproplen: Şişe kapakları, içecek kamışları, biberon, yoğurt kaplarında vardır. Zararsızdır.



6. PS Polistiren: Yemiş paketleri, plastik bardak-tabak, markette etin satıldığı köpük tabak, hazır paket fast food ürünlerdedir. Zararlıdır.



7. DİĞER: Bunlar birden altıya kadar kullanılan plastiklerin dışında kalanlardır. Yemek saklama kapları ve bazı pet şişelerde bulunur. Zararlıdır.



3, 6 ve 7 numaralı plastik kaplar içinde ambalajlanmış gıdalardan uzak duralım!..

9 Kasım 2012 Cuma

İŞTE O MÜTHİŞ METİN








HANGİ ZEMİNİN ÜZERİNDE OTURDUĞUNU VE HANGİ MİRASI ALDIĞINI BİLMEYEN SADECE BAŞKALARININ KÖLESİ OLUR...


İşte o müthiş metin:


Atatürk'ten İsmet Paşa'ya...



"SEVGİLİ Paşam, Cumhuriyet'in ilk başbakanı olarak seni düşünüyorum. Dur, hiç itiraz etme. Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın. Bizi yine büyük bir savaş bekliyor.

Durumumuzun bir bölümünü Cephe Komutanı ve Lozan Başdelegesi olarak elbette biliyorsun. Büyük devletlerin bu sefil duruma bakarak, kısa zamanda pes edeceğimizi sandıklarını Lozan dönüşü sen bize anlattın.



Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı olan genel durumu özetleyeceğim. Bize geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul bir köylü devletiyiz. Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az. 4.000 km. kadar demiryolu var. Bir metresi bile bizim değil. Üstelik yetersiz. Ülkenin kuzeyini güneyine, batısını doğusuna bağlamamız, vatanın bütünlüğünü sağlamamız şart. Denizciliğimiz acınacak durumda. Köylümüzü topraklandırmalı, ihtiyacı olan bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız.



Doğudaki aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni Cumhuriyet'le de insanlıkla da bağdaşmaz. Bu durumu düzeltmeli, halkı kurtarmalıyız. Her yerde tefeciler halkı eziyor. Güya tarım ülkesiyiz ama ekmeklik unumuzun çoğunu dışarıdan getirtiyoruz. Sığır vebası hayvancılığımızı öldürüyor. Doktor sayımız 337, sağlık memuru 434, ebe sayısı 136. Pek az şehirde eczane var. Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor. Üç milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde. Bit ciddi sorun. Nüfusumuzun yarısı hasta. Bebek ölüm oranı % 60'ı geçiyor.



Nüfusun % 80'i kırsal bölgede yaşıyor. Bunun önemli bölümü göçebe. Telefon, motor, makine yok. Sanayi ürünlerini dışarıdan alıyoruz. Kiremiti bile ithal ediyoruz. Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir'in bazı semtlerinde var. Düşmanın yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114.408. Ülkeyi neredeyse yeniden kurmamız gerekiyor. Yunanistan'dan gelen göçmen sayısı da 400 bini geçecek.



İktisadi hayatımız da, eğitim durumumuz da içler acısı. İktisatçımız da çok az. Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz. Halkın eğitimi hiç çözülmemiş. Oysa Cumhuriyet'in insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz. Kültür eserleri kaçırılmış, kaçırılmaya devam ediliyor. Raporlarda daha ayrıntılı, daha acı bilgiler var. Bunları Bakanlara ve parti yönetim kuruluna da ver. Genel durumu tam bilsinler. Bütçemiz, gelirimiz yetersiz. İktisadi çıkmazdan kurtulmak için geliştirdiğim bir düşüncem var. Bu düşünceyi günü gelince konuşuruz.



Hedefimiz milli iktisat, bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temel ilkemiz olmalı. Osmanlı bu gerçeği geç fark etti. Fark ettiği zaman çok geç kalmıştı. Cumhuriyet'e uygun bir anayasaya gerek var. Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde, ne de bir deney. Ama yılmamak, ucuz, geçici çarelerle yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak, bu büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız. Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız.



Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu. Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim. Allah yardımcımız olsun!"



Tarih 30 Ekim 1923... Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa'yı Köşk'e davet eder. Ülkenin genel durumu hakkında hazırlattığı raporları İsmet Paşa'ya böyle sunar. Atatürk ve arkadaşlarının devraldıkları ülke işte böyle perişan durumdaydı. 10 Kasım'da parlak nutuklar atarak, bağlılıklarımızı bildirerek andığımız Atatürk'ün nasıl bir mucize yarattığının bilincinde miyiz? Bugün ona sahip çıkabiliyor muyuz? Yoksa sadece nutuk mu atıyoruz?

(*) Cumhuriyet - Türk Mucizesi, ikinci kitap - TURGUT ÖZAKMAN

5 Kasım 2012 Pazartesi

DAKİKA DAKİKA İNSAN VÜCUDU




Vücudunuzda 24 saat boyunca neler olduğunu biliyor muydunuz ?



Dakika dakika insan vücudu.Kritik zamanlara dikkat.


06.00 Kortizon salgılamasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için kendini yavaşca kalkmaya hazırlama işareti. Metabolizma hareketleniyor, günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır oluyor.



07.00 Vücut hâlâ zayıf. Spor yapmaktan kaçının. Kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenirsiniz. Spor yerine kahvaltı edin, sindirim bu saat...te

mükemmel çalışıyor.



08.00 Libidonun en yüksek olduğu saat. Fazla miktarda hormon salgılanıyor. Sigara tiryakileri için de durum aynı. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla çok daraltıyor.



09.00 Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saat. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zaman. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülüyor, vücut röntgen ışınlarına karşı daha dirençli oluyor.



10.00 Organizmanın kendine gelme, 'ben burdayım' deme saati. Fazla enerjik, vücut en yüksek ısı seviyesinde. Verimliliğimiz de öyle. 'Kısa süre belleği' iyi durumda. Bir önemli ayrıntı: 10.00 ile 12.00 arası enfarktüs olaylarına sık rastlanıyor.



HAZIR CEVAPLIK SAAT



11.00 Vücudun tam formunda olduğu, verimli olmaya programlı bir saat. Kalp ve dolaşım o kadar zinde ki yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Hazır cevaplık tavan yapar, özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde, zorlanmadan çözülür.



12.00 Dinlenme saati. Dikkat azalıyor ve insanı uyku basıyor. Midedeki asit miktarı fazlalaşıp, beyindeki kan akımı azalıyor. Zira kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılıyor.

Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse %30 oranında az rastlanıyor.



13.00 Vücut formdan düşüyor. Verimlilik gün ortalamasının %20 aşağısına iniyor. Bütün organlar en alt düzeyde çalışıyor, sadece safra öğle yemeğini hazmetme faaliyeti gösteriyor.



14.00 Bitkin oluruz. Çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşüyor. Diş doktorundan korkanlar için en uygun randevu saati. Çünkü bu saatte acı az hissediliyor. Lokal anestezi uzun süre devam ediyor (30 dk.).



HOŞ GELDİN ENERJİ



15.00 Enerji geri geliyor, bellek tam formunda. İkinci verimlilik dönemi başlıyor ama sabahkinden az.



16.00 Spor için en iyi saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumda.



17.00 Organların faaliyeti üst düzeye çıkıyor. Kuvvet artıyor, oksijen harcanıyor, böbrekler ve mesane çok çalışıyor. Tırnaklar ve saçın en çabuk uzadığı zaman. Midedeki asit miktarı fazlalaşıyor. 17.00 'ye doğru mide kanaması geçirme riski artıyor.



18.00 Akşam yemeği için ideal saat. Pankreas bu saatte özellikle aktif.



19.00 Kan basıncı ve nabız tembelleşiyor. Bu nedenle kan basıncı düşüren ilaçlara dikkat, tehlikeli olabiliyorlar. Antidepresanların tesiri de bu saatte daha fazla.



20.00 Karaciğerdeki yağ düzeyi düşüyor ve kirli kan kalbe her zamankinden daha fazla akıyor. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalı. Etkisi hemen görülüyor. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde oluyor.



YEMEĞİ KESİYORUZ



21.00 Sindirim organlarının günlük görevi sona eriyor. Gelen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalıyor ve bu çok tehlikeli. Kalan yemekler bağırsak sahasındaki mukozaya hücum ediyor.





22.00 Vücudun polisi akyuvarlar aktif hale geliyor. Sigara içenler dikkat! Bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri çok zor atıyor.



23.00 Organizma gün boyunca aktif faaliyet gösteren stres hormonunun salgılamasını durduruyor. Sakinleşip, rahatlıyoruz.



TATLI RÜYALAR



24.00 Uyurken deri hücreleri durmadan çalışıyor, gündüz olduğundan daha sık bölünüyor. İlk rüya safhası, yarım saat içinde rüya görmeye başlıyoruz.



01.00 Verim en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapabiliyor, dikkat azalıyor, çünkü vücut kendini uyumaya programlıyor.



02.00 Araba kullananlar dikkat: Görme zayıflıyor, tepkiler yavaşlıyor, kazalar bu saatte çok oluyor.



03.00 Bedenin de ruhun da en karanlık safhası. Melatonin hormonunun salgılanması tembel ve kararsız yapıyor. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşıyor.



04.00 Stres hormonundan enerji kazanıyoruz. Enfarktüs krizleri saat 04.00 ile 06.00 arasında çok oluyor; çünkü kan basıncı oldukça yükselip, damarlar geriliyor. Doğum yapma olasılığının en yüksek saati.



05.00 Stres hormonu bizi faaliyete geçiriyor ve gündüz değerinin tam 6 katına çıkıyor. Vücudumuz harekete geçiyor kaybolan enerji yeniden geri geliyor. Gelsin, yeni bir gün başlıyor.