Translate
HAYATIN İÇİNDEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAYATIN İÇİNDEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Nisan 2015 Perşembe
25 Nisan 2014 Cuma
50'lerden itibaren bırakmanız gereken 10 şey
Hayat çok kısa. Ya da çok uzun. Nereden baktığınıza bağlı.
Ama logaritmik bir ilerleyişi olduğu kesin.
Yani yaşamın çocukluk-gençlik döneminde yılların araları çok çok uzun ama yaşlandıkça feci kısalıyor. 6 yaşla 10 yaş arasında neredeyse asırlar varken, 45 ile 49 arası bir göz kırpmalık mesafe sanki.
O yüzden de ilerleyen yaşlarda hayat daha kıymetli geliyor hepimize. Acayip uçucu olduğu için.
Yabancı bir internet sitesinde "50'lerden itibaren bırakmanız gereken 10 şey" konulu bir yazı görünce, ilgilendim haliyle. Ve sizlerle de paylaşmak istedim.
1... Eski eşinizden ya da sevgilinizden nefret etmeyi bırakın.
Nefret insanı sinsi sinsi kemiren bir duygudur. Son günlerin moda deyimiyle "affetmeyi öğrenin". Affedemiyorsanız, en azından "kayıtsız kalın".
2... Dedikoduyu ve başkaları hakkında kötü konuşmayı bırakın.
Artık lisede değilsiniz. Dedikodu sizin için enerji ve zaman kaybından başka bir şey değil.
3... Minnet duymama huyunuzu bırakın.
Size iyi davrananları değil, kötü davrananları önemseme ve sürekli bunları gündemde tutma huyunuzu bir tarafa bırakın. Kızınızın ya da oğlunuzun doğum gününe, nişanına, nikahına kimlerin gelmediğine değil, kimlerin "geldiğine" odaklanın. Size kazık atanları değil, hoşluk yapanları "parlatın".
4... "Ümitsiz vaka" arkadaşları bırakın.
Herkeste vardır öyle bir ya da iki arkadaş. Sürekli bir takım dertlere batıp çıkarlar ve her battıklarında size koşup saatlerce kafanızı ütülerler. Ama söylediğiniz hiçbir lafı da iplemezler. Ayrıca, siz zor durumda kaldığınızda nedense hiç ortalarda görünmezler. Gençken tamam da, 50 yaşından sonra kıymetli vaktinizi böyle boş işlerle harcamayın.
5... Karmaşayı bir tarafa bırakın.
İnsan 50 yaşına yaklaşırken, neyin değerli neyin daha az değerli olduğunu az buçuk anlıyor. Aile, gerçek arkadaş(lar), dost(lar) ve sizin için gerçekten anlamı olan bir "iş". Gerisi hakikaten kuru gürültü. Dolaplar dolusu giysiye ve elli tane ayakkabıya da ihtiyacınız yok, laf olsun torba dolsun misali sosyal aktivitelere de. Ve ruhunuzu öldüren bir işe de.
6... Kafası karışıklığı iyi bir şey sanmayı bırakın.
"Karmaşık insanlar" ilginçtir. Ezbere konuşmazlar, her davranışlarının bir nedeni vardır. Bilgileri süs gibi durmaz üstlerinde, içselleştirmişlerdir. Onlar sayesinde yeni bakış açıları keşfederiz, zenginleşiriz. Ama "kafası karışık insanlar" ilginç değildir. Hayatı çorbaya çevirmekten başka işe yaramazlar.
7... Daha fazlasını istemeyi bırakın.
Mutlu insanların ortak sırrı, ellerinde olanın kıymetini bilmeleridir. Elindekinin kıymetini bilmiyorsan, daha fazlasını istemenin bir anlamı yok, çünkü o da seni mutlu etmeyecek. Daha da fazlasını isteyeceksin.
8... Şu fazlalık 10 kiloyu bırakın.
40'ların sonundasınız ve 5-10 kilo fazlanız var... Derhal o kiloları bir yerlerde bırakın. Yürüyüşte, yüzmede, spor salonunda... Fark etmez. Sorun "estetik" değil, sağlık. Fazla her kilo 50'lerden itibaren sağlık açısından bir tehdit çünkü.
9... Her şeye evet demeyi bırakın.
Kimsenin kalbini kırmamak ya da sevimli görünmek adına, olur olmaz her isteğe "evet" demeyi bırakın. Sizi zorlayacak, size ters gelen, sizi gerecek hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Hele 50 yaşından sonra!
10... Yaşlılıkla ilgili klişe düşünceleri bir tarafa bırakın.
Nasıl bir orta yaş ve yaşlılık dönemi geçireceğinize kendiniz karar verin. Canınız istiyorsa ve paranız varsa Küba seyahatine 60 yaşında da gidersiniz, sörf yapmaya 50 yaşında da başlarsınız, kime ne?
Alıntı
Ama logaritmik bir ilerleyişi olduğu kesin.
Yani yaşamın çocukluk-gençlik döneminde yılların araları çok çok uzun ama yaşlandıkça feci kısalıyor. 6 yaşla 10 yaş arasında neredeyse asırlar varken, 45 ile 49 arası bir göz kırpmalık mesafe sanki.
O yüzden de ilerleyen yaşlarda hayat daha kıymetli geliyor hepimize. Acayip uçucu olduğu için.
Yabancı bir internet sitesinde "50'lerden itibaren bırakmanız gereken 10 şey" konulu bir yazı görünce, ilgilendim haliyle. Ve sizlerle de paylaşmak istedim.
1... Eski eşinizden ya da sevgilinizden nefret etmeyi bırakın.
Nefret insanı sinsi sinsi kemiren bir duygudur. Son günlerin moda deyimiyle "affetmeyi öğrenin". Affedemiyorsanız, en azından "kayıtsız kalın".
2... Dedikoduyu ve başkaları hakkında kötü konuşmayı bırakın.
Artık lisede değilsiniz. Dedikodu sizin için enerji ve zaman kaybından başka bir şey değil.
3... Minnet duymama huyunuzu bırakın.
Size iyi davrananları değil, kötü davrananları önemseme ve sürekli bunları gündemde tutma huyunuzu bir tarafa bırakın. Kızınızın ya da oğlunuzun doğum gününe, nişanına, nikahına kimlerin gelmediğine değil, kimlerin "geldiğine" odaklanın. Size kazık atanları değil, hoşluk yapanları "parlatın".
4... "Ümitsiz vaka" arkadaşları bırakın.
Herkeste vardır öyle bir ya da iki arkadaş. Sürekli bir takım dertlere batıp çıkarlar ve her battıklarında size koşup saatlerce kafanızı ütülerler. Ama söylediğiniz hiçbir lafı da iplemezler. Ayrıca, siz zor durumda kaldığınızda nedense hiç ortalarda görünmezler. Gençken tamam da, 50 yaşından sonra kıymetli vaktinizi böyle boş işlerle harcamayın.
5... Karmaşayı bir tarafa bırakın.
İnsan 50 yaşına yaklaşırken, neyin değerli neyin daha az değerli olduğunu az buçuk anlıyor. Aile, gerçek arkadaş(lar), dost(lar) ve sizin için gerçekten anlamı olan bir "iş". Gerisi hakikaten kuru gürültü. Dolaplar dolusu giysiye ve elli tane ayakkabıya da ihtiyacınız yok, laf olsun torba dolsun misali sosyal aktivitelere de. Ve ruhunuzu öldüren bir işe de.
6... Kafası karışıklığı iyi bir şey sanmayı bırakın.
"Karmaşık insanlar" ilginçtir. Ezbere konuşmazlar, her davranışlarının bir nedeni vardır. Bilgileri süs gibi durmaz üstlerinde, içselleştirmişlerdir. Onlar sayesinde yeni bakış açıları keşfederiz, zenginleşiriz. Ama "kafası karışık insanlar" ilginç değildir. Hayatı çorbaya çevirmekten başka işe yaramazlar.
7... Daha fazlasını istemeyi bırakın.
Mutlu insanların ortak sırrı, ellerinde olanın kıymetini bilmeleridir. Elindekinin kıymetini bilmiyorsan, daha fazlasını istemenin bir anlamı yok, çünkü o da seni mutlu etmeyecek. Daha da fazlasını isteyeceksin.
8... Şu fazlalık 10 kiloyu bırakın.
40'ların sonundasınız ve 5-10 kilo fazlanız var... Derhal o kiloları bir yerlerde bırakın. Yürüyüşte, yüzmede, spor salonunda... Fark etmez. Sorun "estetik" değil, sağlık. Fazla her kilo 50'lerden itibaren sağlık açısından bir tehdit çünkü.
9... Her şeye evet demeyi bırakın.
Kimsenin kalbini kırmamak ya da sevimli görünmek adına, olur olmaz her isteğe "evet" demeyi bırakın. Sizi zorlayacak, size ters gelen, sizi gerecek hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Hele 50 yaşından sonra!
10... Yaşlılıkla ilgili klişe düşünceleri bir tarafa bırakın.
Nasıl bir orta yaş ve yaşlılık dönemi geçireceğinize kendiniz karar verin. Canınız istiyorsa ve paranız varsa Küba seyahatine 60 yaşında da gidersiniz, sörf yapmaya 50 yaşında da başlarsınız, kime ne?
Alıntı
19 Kasım 2013 Salı
18 Kasım 2013 Pazartesi
OĞLUM,BEN BUNLARIN ÇOĞUNU YAPAMADIM AMA SEN YAP
Bunlar bir babanın oğluna verdiği öğütler. Üstelik her baba, oğluna bunları söylemiyor. Okumaya değer.
...
Türkiye’de hiçbir zaman döviz üzerinden borçlanma.
Başbakan dahil, hiçbir siyasi liderin veya bakanın demecine inanıp işlerini onlara göre düzenleme.
Hiçbir zaman acele karar verme ve verdiğin karardan kolay geri dönme, bu davranış kendine güvenini artırır.
Arkadaşına kefil olmak yerine, eğer imkanın varsa ona borç vermeyi teklif et.
Eğer bir mal satman gerekiyorsa mümkünse vadeli satma, peşin sat. Biraz zarar etsen bile böyle yap.
Kredi kartı ile alışveriş yaparken kartını görevliye veya garsona teslim etme, bizzat sen kasaya götür, POS (kredi kartı) cihazından geçişini izle ve makineden çıkan fişin rakamlarını kontrol et.
Kredi kartı şifreni banka görevlisi bile olsa kimseye söyleme ve ATM (para çekme) makinesini kullanırken de çevredeki kişilere gösterme.
Hiçbir kooperatife üye olma. Çünkü 1990 senesinden sonra kooperatif yoluyla ev veya arsa sahibi olmanın hiçbir avantajı kalmadı.
İŞ HAYATINDA
En zor taklit edilen imza, kalemi kağıttan kaldırmadan bir defada atılan imzadır. İmzanı bu şekilde atmaya gayret et.
En büyük ve yenilmeyen tek gücün bilgi ve tecrübe olduğunu unutma.
Her kime olursa olsun, kefil olacaksan ödeyebileceğin rakamdan fazlasına kefil olma. Kefalet tutarı belli olmayan sözleşmelere imza atma, aksi takdirde her şeyini kaybedebilirsin.
Bir arkadaşına borç verirken her zaman geri gelmeyebileceğini düşünerek, seni üzmeyecek bir tutarda borç ver.
İş hayatında hiç kimseye olduğundan fazla değer verme, hiç kimseyi de küçük görme.
İşyerine girerken kapıcının elini sık, hizmetlinin hatırını sor, gerektiğinde karşılıksız yardımda bulun.
Yürüyebileceğin mesafelerde otomobil kullanma.
Hiçbir zaman görevde iken bir devlet memuruna hakaret etme, hatta ona vurmayı aklından bile geçirme. Aksi takdirde hapis cezası alabileceğini unutma.
Noterde işin olduğunda mümkünse sabah gitmeye çalış.
OTOMOBİL ÖĞÜTLERİ
Otomobil satın alırken satışı en kolay olan marka ve modeli almaya gayret et. Otomobil senin hazır para kaynağın olmalıdır, insanın büyük paraya ne zaman ihtiyaç duyacağı belli olmaz.
Mümkünse aynı marka otomobilin yeni modellerini satın al, böylece tamircin hep aynı kalır.
Otomobiline binmeden önce lastikleri, kullanırken motor hararetini, araçtan indiğinde camları ve kapıların kilitlerini kontrol etmeyi unutma.
Arabanının tüm emniyet ve güvenlik sistemleri tam olsa bile ayrıca alarm taktır. Hırsızı caydıracak tek şey budur.
Güvenebileceğin bir tamircinin telefonu her zaman yanında olsun. Otomobilinin periyodik bakımı ile trafik ve sigorta belgelerinin tam ve eksiksiz olmasına dikkat et.
EV HAYATINDA
İyi bir avukatın, elektrik tamircisinin ve su tesisatçısının adresi kolayında olsun.
Sabah mutlaka yatağını topla.
İş kıyafetini, çorabın da dahil olacak şekilde akşamdan hazırla.
Gerektiğinde çamaşır yıkamayı öğren, kendi giyeceklerinin ütüsünün tamamını her zaman kendin yap.
Çorba, pilav, makarna yapmayı, et terbiye etmeyi ve pişirmeyi öğren.
Evin içinde cumartesi ve pazar hariç pijama veya eşofmanla dolaşma, hatta bu günlerde bile uygun bir kıyafet giy.
Ev içinde çorapla veya yalınayak gezme. Mümkünse sadece ev içinde giyebileceğin rahat bir spor ayakkabın olsun.
Eşin, akşam yemek hazırlarken mutfaktan ayrılma, ona yardımcı ol, yemekten sonra sofrayı mutlaka sen topla.
Yemek aralarında yediğin aperitiflerden sonra ağzını suyla çalkala, mümkünse her yemekten ve tatlı yedikten sonra dişini fırçala.
Yanında mentollü veya naneli sakızın olsun.
Yemek öncesi ve yemek sırasında bol su iç.
TATİLDE
Sağlık ve eğitime olduğu gibi, tatile harcayacağın paraya da acıma.
Tatilini her yıl başka bir yerde geçirmeye özen göster. Bu ömür boyunca 40 ya da 50 farklı yerde tatil yapman demektir.
Sakın devremülk alma, ömür boyunca aynı yerde ve aynı zamanda tatil yapman anlamına gelir, ki belli bir zaman sonra tat vermez.
ÖZEL HAYATINDA
Eşinle arandaki mesafeyi yok etme, her zaman onun da bir özel yaşamı olduğunu, kendi arkadaşları ile gezip eğlenme hakkı olduğunu unutma.
Eşinin yükselen burcunu ve karakterini çok iyi öğren.
Ara sıra eşine sürpriz yap, eve çiçekle git, tiyatroya bilet al, onu iyi bir restoranda akşam yemeğine götür.
Sadece Allah’tan, evlat acısı yaşamaktan, yetim hakkı yemekten, kuru iftiraya uğramaktan, sabırlı insanın öfkesinden, korkusuz insanın cesaretinden ve kendi nefsinden kork.
Nora ROMİ
19 Haziran 2004 Hürriyet Gazetesi Cumartesi Eki
...
Türkiye’de hiçbir zaman döviz üzerinden borçlanma.
Başbakan dahil, hiçbir siyasi liderin veya bakanın demecine inanıp işlerini onlara göre düzenleme.
Hiçbir zaman acele karar verme ve verdiğin karardan kolay geri dönme, bu davranış kendine güvenini artırır.
Arkadaşına kefil olmak yerine, eğer imkanın varsa ona borç vermeyi teklif et.
Eğer bir mal satman gerekiyorsa mümkünse vadeli satma, peşin sat. Biraz zarar etsen bile böyle yap.
Kredi kartı ile alışveriş yaparken kartını görevliye veya garsona teslim etme, bizzat sen kasaya götür, POS (kredi kartı) cihazından geçişini izle ve makineden çıkan fişin rakamlarını kontrol et.
Kredi kartı şifreni banka görevlisi bile olsa kimseye söyleme ve ATM (para çekme) makinesini kullanırken de çevredeki kişilere gösterme.
Hiçbir kooperatife üye olma. Çünkü 1990 senesinden sonra kooperatif yoluyla ev veya arsa sahibi olmanın hiçbir avantajı kalmadı.
İŞ HAYATINDA
En zor taklit edilen imza, kalemi kağıttan kaldırmadan bir defada atılan imzadır. İmzanı bu şekilde atmaya gayret et.
En büyük ve yenilmeyen tek gücün bilgi ve tecrübe olduğunu unutma.
Her kime olursa olsun, kefil olacaksan ödeyebileceğin rakamdan fazlasına kefil olma. Kefalet tutarı belli olmayan sözleşmelere imza atma, aksi takdirde her şeyini kaybedebilirsin.
Bir arkadaşına borç verirken her zaman geri gelmeyebileceğini düşünerek, seni üzmeyecek bir tutarda borç ver.
İş hayatında hiç kimseye olduğundan fazla değer verme, hiç kimseyi de küçük görme.
İşyerine girerken kapıcının elini sık, hizmetlinin hatırını sor, gerektiğinde karşılıksız yardımda bulun.
Yürüyebileceğin mesafelerde otomobil kullanma.
Hiçbir zaman görevde iken bir devlet memuruna hakaret etme, hatta ona vurmayı aklından bile geçirme. Aksi takdirde hapis cezası alabileceğini unutma.
Noterde işin olduğunda mümkünse sabah gitmeye çalış.
OTOMOBİL ÖĞÜTLERİ
Otomobil satın alırken satışı en kolay olan marka ve modeli almaya gayret et. Otomobil senin hazır para kaynağın olmalıdır, insanın büyük paraya ne zaman ihtiyaç duyacağı belli olmaz.
Mümkünse aynı marka otomobilin yeni modellerini satın al, böylece tamircin hep aynı kalır.
Otomobiline binmeden önce lastikleri, kullanırken motor hararetini, araçtan indiğinde camları ve kapıların kilitlerini kontrol etmeyi unutma.
Arabanının tüm emniyet ve güvenlik sistemleri tam olsa bile ayrıca alarm taktır. Hırsızı caydıracak tek şey budur.
Güvenebileceğin bir tamircinin telefonu her zaman yanında olsun. Otomobilinin periyodik bakımı ile trafik ve sigorta belgelerinin tam ve eksiksiz olmasına dikkat et.
EV HAYATINDA
İyi bir avukatın, elektrik tamircisinin ve su tesisatçısının adresi kolayında olsun.
Sabah mutlaka yatağını topla.
İş kıyafetini, çorabın da dahil olacak şekilde akşamdan hazırla.
Gerektiğinde çamaşır yıkamayı öğren, kendi giyeceklerinin ütüsünün tamamını her zaman kendin yap.
Çorba, pilav, makarna yapmayı, et terbiye etmeyi ve pişirmeyi öğren.
Evin içinde cumartesi ve pazar hariç pijama veya eşofmanla dolaşma, hatta bu günlerde bile uygun bir kıyafet giy.
Ev içinde çorapla veya yalınayak gezme. Mümkünse sadece ev içinde giyebileceğin rahat bir spor ayakkabın olsun.
Eşin, akşam yemek hazırlarken mutfaktan ayrılma, ona yardımcı ol, yemekten sonra sofrayı mutlaka sen topla.
Yemek aralarında yediğin aperitiflerden sonra ağzını suyla çalkala, mümkünse her yemekten ve tatlı yedikten sonra dişini fırçala.
Yanında mentollü veya naneli sakızın olsun.
Yemek öncesi ve yemek sırasında bol su iç.
TATİLDE
Sağlık ve eğitime olduğu gibi, tatile harcayacağın paraya da acıma.
Tatilini her yıl başka bir yerde geçirmeye özen göster. Bu ömür boyunca 40 ya da 50 farklı yerde tatil yapman demektir.
Sakın devremülk alma, ömür boyunca aynı yerde ve aynı zamanda tatil yapman anlamına gelir, ki belli bir zaman sonra tat vermez.
ÖZEL HAYATINDA
Eşinle arandaki mesafeyi yok etme, her zaman onun da bir özel yaşamı olduğunu, kendi arkadaşları ile gezip eğlenme hakkı olduğunu unutma.
Eşinin yükselen burcunu ve karakterini çok iyi öğren.
Ara sıra eşine sürpriz yap, eve çiçekle git, tiyatroya bilet al, onu iyi bir restoranda akşam yemeğine götür.
Sadece Allah’tan, evlat acısı yaşamaktan, yetim hakkı yemekten, kuru iftiraya uğramaktan, sabırlı insanın öfkesinden, korkusuz insanın cesaretinden ve kendi nefsinden kork.
Nora ROMİ
19 Haziran 2004 Hürriyet Gazetesi Cumartesi Eki
27 Ekim 2013 Pazar
İÇİMDEN BİR SES DİYOR Kİ
Hayatında her ne olursa olsun hiç ACELE etmene gerek yok.
ACELE etmek YAŞAMI KAÇIRMAKTIR.
Senin Gereken herşeyi yapmak icin oldukça bol vaktin var....
Asla kendine, zamanım yok, çok fazla işim var yetiştiremiyorum,
Bunu Başaramam, şunu bitiremem, çok salağım, aptalın tekiyim,
Bak onu da yetiştiremedim diyerek kendini kötü olduğuna ikna etmek için boşu boşuna ugraşıp durma, bu şekilde kendi önüne engel koyma.
SEN Bilincaltını bu şekilde olumsuzluklarla doldurduğun sürece, kendi kendine o şeyin olmaması icin çağırıda bulunuyorsun. Bu cekimi yaparak kendi barikatlarını kendin oluşturuyorsun. Sonradan da ben bunun böyle olacağını zaten biliyordum diyerek. Bunun üzerine birde, bilgiçlik taslayarak ağlıyorsun..
SEN Sadece yapılması gerekeni yap. Bırak yaşamın telaş etmeden, düzenli, uyumlu bir şekilde, huzurla aksın.
SEN Yeni başladığın her güne, her olay ve duruma uygun şekilde, sevgi ve şükran dolu bir yürekle BAŞLA
Ve bugün, her şeyin yerli yerinde mükemmel bir şekilde oluştuğunu gör,
GÜNE harika bir gün olduğu beklentisiyle başla, duygu, düşünce ve har hareketlerini bu şekilde düzenle.
"Benim her şeyi tam ve eksiksiz yapacak zamanım var. Ben başarılı olduğumu biliyorum ve kabul ediyorum, BEN Yaratıcı yeteneklerimi kullanarak her şeyin üstesinden kolaylıkla geliyorum. Kendime de keyifli neşe icinde geçirecek bol bol zaman ayırıyorum" diyerek. Hep bardağın dolu tarafını seçerek yaşa.
EĞER Bunu yapabilirsen tüm beklediklerini zahmetsizce eşzamanlarla kendine çekeceksin.
ve böylece Hayatın ne kadar hoş zahmetsiz ve güzel olduğunun FARKINA varacaksın..
Sonradan da ben bunun böyle olacağını biliyordum zaten diyerek.
Bu defa da Gülerek bilgiçlik taslayacaksın..
BEN daima seninleyim.
Ne kadar küçük olursa olsun ilk adımı isteyerek at.
İyileşmeyi ve öğrenmeyi tüm içtenliğinle iste, MUCİZELER mutlaka gerçekleşecektir.
KENDİNLE BARIŞ, DÜNYA SENİNLE BARIŞMAYA HAZIRDIR
* Cavit Çağ
15 Ekim 2013 Salı
10 Ekim 2013 Perşembe
BÜYÜKANNELER VE YEMEKLERİ ''AŞKLA YEMEK''
İtalyan fotoğrafçı Gabriele Galimberti dünyanın farklı yerlerinde yaşayan büyükannelerin pişirdiği yemekleri keşfetmek için yola çıktı ve çektiği fotoğraflarla evrensel bir işe imza attı.
Galimberti, 58 farklı ülkeden 58 büyükanneyi hem yemek yapmaya başlamadan önce hem de yemekler hazır olduktan sonra çekti ve bu fotoğraflarla “Aşkla Yemek” adlı bir seri oluşturdu. Gabriele’ye bu proje için fikir veren şey ise kendi büyükannesinin yaptığı bir tabak İtalyan usulü mantısıydı.
Galimberti, 58 farklı ülkeden 58 büyükanneyi hem yemek yapmaya başlamadan önce hem de yemekler hazır olduktan sonra çekti ve bu fotoğraflarla “Aşkla Yemek” adlı bir seri oluşturdu. Gabriele’ye bu proje için fikir veren şey ise kendi büyükannesinin yaptığı bir tabak İtalyan usulü mantısıydı.
Filipinler, Kinunot ( Hindistan cevizi çorbasında köpekbalığı)
Letonya, Silke (Süzme peynirli ve patatesli Ringa balığı)
Çin, Hui Guo Rou (Sebzeli -iki kere pişirilmiş- domuz eti)
Lübnan, Mjadara (Pirinç ve yeşil mercimek kreması)
Hindistan (Tavuk vindaloo)
Malawi, Finkubala (Domates soslu tırtıl)
Haiti (Creole soslu Lambi)
Cayman Adaları (Pirinçli ve bezelyeli Honduras İguanası)
Emenistan, Tolma (Yaprak sarması)
Zanzibar, Wali, Mchuzina Mbogamboga (Mango Soslu pirinç, balık ve sebze)
Kanada (Gece yarısı güneşi altında bufalo)
Türkiye, Karnıyarık
İspanya, Asadura de Cordero Lecca con Arroz (Pirinçli süt besili kuzu sakatatı)
Morocco, Bat Bot (Kazanda pişirilmiş ekmek)
İsveç, Inkokt Lax â (Soğuk somon ve sebze buğulaması)
Arjantin, Asado Criollo (Karışık et barbeküsü)
İzlanda, Kjotsùpa (Kuzu ve sebze çorbası)
Bolivya, Queso Humacha (Sebzeler ve taze peynir çorbası)
Brezilya (Fejoada ışığı)
Georgia, Khinkali (Domuz ve sığır etli hamur köftesi)
Mısır, Kuoshry (Makarna, pirinç ve baklagil turtası)
Norveç, Kjottsuppe (İzlanda boğası ve sebze çorbası)
Etiyopya (Körili enjera ve sebzeler)
Kenya, Mboga and Orgali (Keçi eti ve sebzelerle beyaz mısır unu)
Cezayir (Tavuklu ve sebzeli kuskus)
Yemeklerin tümünü görmek için buraya buyrun..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















