MALZEMELER
3 sb.un
kabartma tozu
1 çay bar.toz şeker
1 yumurta
125 gr. tereyağı
1limon kabuğu rendesi
1 çay b.çikolata
1 çay b. fındık
1 çay b. kuru üzüm
isteğe bağlı kayısı
Tüm malzeme karıştırılarak kurabiye kalıplarıyla şekil verilir.170 derecede 30-40dakika pişirilir.Afiyet olsun.
Translate
28 Ocak 2010 Perşembe
TUZLU KURABİYE
125gr margarin
1 çorba kaşığı yoğurt
1 yumurta
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı mahlep
aldığı kadar un
ÜZERİ İÇİN
Çörek otu
susam
YAPILIŞI
Tüm malzeme karıştırarak hamur yapılır.Açılarak kurabiye kalıplarıyla kesilirÜzeri susam ve çörek otuyla süslenir.170 derecede 30- 40 dakika pişirilir.Afiyet olsun.
27 Ocak 2010 Çarşamba
ÇAĞDAŞ SANAT AKIMLARI
PUANTALİZM (Noktacılık)
Yeni izlenimcilik (neo empresyonizm) diye de sanat tarihine geçmiş olan bu akım, empresyonist görüşlerin etkisinde kalmış ve onun devamı olarak gelmiştir. Puantalistler, bilimsel yöntemlerle renk karışımını uygulamışlardır. Amaç, göz yolu ile renk karışımlarını sağlamaktır. Bu akımın sanatçıları renkleri paletlerinde karıştırarak tuvale sürmüyorlar, karışımı yapacağı renkleri, tuval üzerine yan yana küçük noktalar halinde koyarak bu etkiyi sağlıyorlardı. Örneğin mavi ve sarı renkleri, küçük noktalar ya da kareler halinde yan yana sürüldüğünde, uzaktan yeşil görünür. Gözün bu aldanışı, renklerde titreşim yaptığı için hoş bir görünüm sağlar.
Puantilizm tekniğini başarıyla kullanan ressamlar arasında Georges Seurat, Paul Signac, Camille Pissarro ve Henri-Edmond Cross sayılabilir.
Günümüzün televizyon ve bilgisayar ekranlarının çalışma prensibi de aslında puantilisttir, çünkü bu cihazlarda çok sayıda küçük kırmızı, yeşil ve mavi nokta bir araya getirilerek geniş bir renk paleti yaratılır.
Yeni izlenimcilik (neo empresyonizm) diye de sanat tarihine geçmiş olan bu akım, empresyonist görüşlerin etkisinde kalmış ve onun devamı olarak gelmiştir. Puantalistler, bilimsel yöntemlerle renk karışımını uygulamışlardır. Amaç, göz yolu ile renk karışımlarını sağlamaktır. Bu akımın sanatçıları renkleri paletlerinde karıştırarak tuvale sürmüyorlar, karışımı yapacağı renkleri, tuval üzerine yan yana küçük noktalar halinde koyarak bu etkiyi sağlıyorlardı. Örneğin mavi ve sarı renkleri, küçük noktalar ya da kareler halinde yan yana sürüldüğünde, uzaktan yeşil görünür. Gözün bu aldanışı, renklerde titreşim yaptığı için hoş bir görünüm sağlar.
Puantilizm tekniğini başarıyla kullanan ressamlar arasında Georges Seurat, Paul Signac, Camille Pissarro ve Henri-Edmond Cross sayılabilir.
Günümüzün televizyon ve bilgisayar ekranlarının çalışma prensibi de aslında puantilisttir, çünkü bu cihazlarda çok sayıda küçük kırmızı, yeşil ve mavi nokta bir araya getirilerek geniş bir renk paleti yaratılır.
24 Ocak 2010 Pazar
EN İYİ 5 KİTAP
2.Ayşe Kulin (veda):VEDA adlı Ayşe Kulin'in bir romanı .Listemizin 2. sırasında.
3.Ayşe Kulin (kızılırmak):KIZILIRMAK adlı Ayşe Kulin'in bir romanı .Listemizin 3. sırasında.
4.Elif Şafak(baba ile piç):BABA İLE PİÇ adlı Elif Şafak'ın bir romanı.Listemizin 4. sırasında.
5.Orhan Kemal(hanımın çifliği):HANIMIN ÇİFLİĞİ adlı Orhan Kemal'in eseri.Listemizin son sırasında.
23 Ocak 2010 Cumartesi
ÇOCUKLARINIZ İÇİN EN İYİ 10 YEMEK ÖNERİSİ
Çocuklarınız için seçtiğimiz en iyi 10 yemeği sizlere sunuyoruz.Şimdiden çocukların sesini duyar gibiyiz."Sadece bu yemekleri yemek istiyoruz!
1. :Köfte: En sevilen yemekler listesinin ilk sırasında hepimizin çok sevdiği KÖFTE var.
2. Makarna: Değişik soslarla yapılan MAKARNA en sevilen yemekler sırasında 2. sırada .
3. Hamburger : İki yuvarlak sandviç ekmeğinin arasına bir köfte yanındada ayranı unutmayalım.
4.Patates Kızartması: Dışı kıtır kıtır ,içi yumuşacık . Yanında bir de ketçap olursa tadına doyum olmayan bir atıştırmalık yemek.
5.İskender kebap:Çocukların çok sevdiği listede 5.sırada olan İSKENDER KEBAP Bursa'nın ünlü yemeklerindendir.
6.Patatesli kapuska: Çocukların en sevdiği yemekler sırasında patatesli kapuska 6. sırada.
7.Lahmacun: Kıymalı pideye benzeyen lahmacun listemizin 7. sırasında.
8.Pizza:İtalyanların ünlü yemeği PİZZA listemizin 8. sırasında.
9.Tavuk kanadı:Dışı çıtır çıtır içi leziz mi leziz olan tavuk kanadı listemizin 9. sırasında.
10.Kuru fasulye:Türk mutfağının sevilen yiyeceği olan kuru fasulye listemizin son sırasındadır.
3. Hamburger : İki yuvarlak sandviç ekmeğinin arasına bir köfte yanındada ayranı unutmayalım.
6.Patatesli kapuska: Çocukların en sevdiği yemekler sırasında patatesli kapuska 6. sırada.
8.Pizza:İtalyanların ünlü yemeği PİZZA listemizin 8. sırasında.
22 Ocak 2010 Cuma
TEFLON TAVALARDAKİ TEHLİKE
Evlerin vazgeçilmezi yapışmaz tavaların hastalığa yol açtığı belirlendi.
Teflon ve yapışmaz tavalarda bulunan PFOA maddesinin tiroid hastalığına neden olduğu saptandı. Yapılan araştırmaya göre özellikle tiroid problemi olan kadınlar, bu tehlikeden daha fazla zarar görüyor.
PFOA denilen madde vücuda yemeklerle ya da nefesle geçebiliyor ve bu maddenin kandaki seviyesini azaltmanın hiçbir yolu yok.
İngiltere’de Exeter Üniversitesi ve Peninsula Medikal Okulu'ndaki bilim insanları tarafından 4 bin kişi üzerinde yapılan araştırmada 1999 ve 2006 yılları arasında PFOA ve PFOS maddeleri almaları incelendi. PFOA maddesini alan kişilerde tiroid hastalığına yakalanma riskinin iki kat olduğu görüldü.
21 Ocak 2010 Perşembe
GDO'LU YİYECEKLER
Şöyle...
Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya... Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya... İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.
Ne verirlerse...
Onu yiyeceksiniz.
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz... Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli... Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran... İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için... İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu. Tahin-pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite” sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.
Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul’un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya’da, Adana’da evde salça yapmak?
Şikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye... İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız... Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?
Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun... Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun... Ne işe yaradı senin pazara gitmen?
Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi... Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!
Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun... Brüksel lahanası yiyerek mi AB’ye gireceğini sanıyorsun?
Çin’den bal getiriyorlar mesela... Taaa Arjantin’den, Meksika’dan bal getiriyorlar. Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan... İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin! Ben iddia ediyorum... Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, Şemdinli’de, Pervari’de terör bile azalır, terör bile.
Uzatmayayım.
Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.
Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA’sını değiştirdi!
Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.
Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz... Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.
YILMAZ ÖZDİL
ÖRGÜ ÇEŞİTLERİ
örğü çeşitleri
Örgü örmek başlı başına çok zevkli bir işdir. Bunu daha da zevkli hale getirmek ve daha başarılı modeller için örgü kurallarını öğrenmiş olmak gerekir.
Kolay bir örgüyü örerken bile bilinmesi gereken bazı örgü kuralları ve teknikleri vardır.
Normal örgü çeşitlerinden olan haraşo, düz örgü, lastik v.s. gibi örgüleri bilmek gerekir. Bir kazağa ya da bluza başlarken en çok tercih edilen örgü tipi lastik örgüdür. 1/1 lastik, 2/2 lastik olabileceği gibi modele göre fantazi lastik, pirinç örgü veya haraşo örgüsü kullanmak gerekir.
Ayrıca örgüye başlarken, örgünün düzgün olması için, bir kaç sıra başlangıç örgüsü örmek de gerekebilir. Bunu yapmak zorunlu olmamakla beraber, örüldüğü zaman, örgünün daha düzgün durduğu, buruşma ve sarkma olmadığı da gözlenir.
Örgü Çeşitleri :
Düz Örgü:
1. sıra: Bütün ilmekleri yüz örün.
2. sıra: Bütün ilmekler ters örün.
Örgü bitimine dek bu iki sırayı hep tekrarlayın.
Tersten Düz Örgü:
(Düz örgünün tersidir)
1. sıra:Bütün ilmekleri ters örün.
2. sıra:Bütün ilmekleri yüz örün.
Örgü bitimine dek bu iki sırayı tekrarlayın.
Haraşo:
Gidiş ve dönüş sıraları hep ters örülür.
Pirinç Örgüsü:
2. ve sonraki sıralarda: Yüz ilmekleri ters, ters ilmekleri yüz örün.
Çift Pirinç Örgüsü:
1. sıra: 2 ilmeği yüz, 2 ilmeği ters örerek sıra sonuna kadar devam edin.
2. ve sonraki sıralarda: Yüz ilmekleri ters, ters ilmekleri yüz örün.
Başlangıç Örgüsü:
1. sıra: 1 ilmeği yüz örün, ipliği öne alın, 1 ilmeği örmeden tersten alın, ipliği arkaya alın, bu şekilde sıra sonuna dek devam edin.
2. ve sonraki sıralar: Yüz ördüğünüz ilmekleri örmeden tersten alın, örmeden tersten aldığınız ilmekleri yüzden örün.
1/1 Lastik:
1. sıra: 1 ilmeği yüz, 1 ilmeği ters örerek sıra sonuna kadar bunu tekrarlayın.
2. ve sonraki sıralar: İlmekleri oldukları gibi örün.
2/2 Lastik:
1. sıra: 2 ilmeği yüz, 2 ilmeği ters örerek sıra sonuna kadar devam edin.
2. sıra ve sonraki sıralar: İlmekleri oldukları gibi örün.
Selanik Örgüsü:
2. sıra: Önceki sırada ters ördüğünüz ilmeği örmeden alın ve ipliği şişe bir kez dolayın, örmeden aldığınız ve dolama yaptığınız ilmekleri birlikte ters örün.
Örgü sonuna dek bu iki sırayı tekrarlayın
Örgü örmek başlı başına çok zevkli bir işdir. Bunu daha da zevkli hale getirmek ve daha başarılı modeller için örgü kurallarını öğrenmiş olmak gerekir.
Kolay bir örgüyü örerken bile bilinmesi gereken bazı örgü kuralları ve teknikleri vardır.
Normal örgü çeşitlerinden olan haraşo, düz örgü, lastik v.s. gibi örgüleri bilmek gerekir. Bir kazağa ya da bluza başlarken en çok tercih edilen örgü tipi lastik örgüdür. 1/1 lastik, 2/2 lastik olabileceği gibi modele göre fantazi lastik, pirinç örgü veya haraşo örgüsü kullanmak gerekir.
Ayrıca örgüye başlarken, örgünün düzgün olması için, bir kaç sıra başlangıç örgüsü örmek de gerekebilir. Bunu yapmak zorunlu olmamakla beraber, örüldüğü zaman, örgünün daha düzgün durduğu, buruşma ve sarkma olmadığı da gözlenir.
Örgü Çeşitleri :
Düz Örgü:
1. sıra: Bütün ilmekleri yüz örün.
2. sıra: Bütün ilmekler ters örün.
Örgü bitimine dek bu iki sırayı hep tekrarlayın.
Tersten Düz Örgü:
(Düz örgünün tersidir)
1. sıra:Bütün ilmekleri ters örün.
2. sıra:Bütün ilmekleri yüz örün.
Örgü bitimine dek bu iki sırayı tekrarlayın.
Haraşo:
Gidiş ve dönüş sıraları hep ters örülür.
Pirinç Örgüsü:
1. sıra: 1 ilmeği yüz 1 ilmeği ters örerek sıra sonuna dek gidin.
2. ve sonraki sıralarda: Yüz ilmekleri ters, ters ilmekleri yüz örün.
Çift Pirinç Örgüsü:
1. sıra: 2 ilmeği yüz, 2 ilmeği ters örerek sıra sonuna kadar devam edin.
2. ve sonraki sıralarda: Yüz ilmekleri ters, ters ilmekleri yüz örün.
Başlangıç Örgüsü:
1. sıra: 1 ilmeği yüz örün, ipliği öne alın, 1 ilmeği örmeden tersten alın, ipliği arkaya alın, bu şekilde sıra sonuna dek devam edin.
2. ve sonraki sıralar: Yüz ördüğünüz ilmekleri örmeden tersten alın, örmeden tersten aldığınız ilmekleri yüzden örün.
1/1 Lastik:
1. sıra: 1 ilmeği yüz, 1 ilmeği ters örerek sıra sonuna kadar bunu tekrarlayın.
2. ve sonraki sıralar: İlmekleri oldukları gibi örün.
2/2 Lastik:
1. sıra: 2 ilmeği yüz, 2 ilmeği ters örerek sıra sonuna kadar devam edin.
2. sıra ve sonraki sıralar: İlmekleri oldukları gibi örün.
Selanik Örgüsü:
1. sıra: 1 ilmeği ters örün,yanındaki ilmeği örmeden tersten alın ve ipliği şişe bir kez dolayın. Sıra sonua dek bu şekilde devam edin.
2. sıra: Önceki sırada ters ördüğünüz ilmeği örmeden alın ve ipliği şişe bir kez dolayın, örmeden aldığınız ve dolama yaptığınız ilmekleri birlikte ters örün.
Örgü sonuna dek bu iki sırayı tekrarlayın
20 Ocak 2010 Çarşamba
HAYATIN ORTAĞI OLMAK
Sayın Erdal Atabek in bu çok güzel yazısını paylaşamak istedim ,
çoğumuz bu hataları yapmışızdır değil mi?
Günümüzün ''ergen dünyası'' nı, bu dünyada geçerli olan ''ergen kültürü''
nü anlamaya çalışıyoruz. Çünkü bu yeni oluşumu anlayamazsak ''günümüz
ergenleri' ' ile erişkinler arasındaki uzaklık daha da artacaktır
Yeni ''ergen kültürü'' nün özellikleri içindeki ''hedef seçememe'',
''geleceğini planlayamama'', ''sorumluluk almak istememe'', ''kendini
hiçbir şeye zorunlu saymadan çevresini her şeye zorunlu sayma'', ''çaba
harcamadan elde etmek isteme'' gibi özellikleri nasıl açıklamalıyız?
En önemli etkenler arasında ''sahip olma, elde etme ve kullanma'' ile
bunları yapabilmek için ''çalışmak ve kazanmak gereği'' arasındaki bağı
kopartan ''tüketim toplumu ideolojisi'' dir . Bu ideoloji, henüz
çalışmayan ve kazanmayan gençlere ''kredi kartı'' vermekte , ''cep
telefonları olması'' nın normal olduğunu söylemekte, ''otomobil kullanarak
özgürleşme'' yi önermektedir. Gençler de bütün bunlar için yıllarca
beklemek yerine, bütün bunları sağlamanın anne babalarının görevi
olduğunu düşünmekte , bunların ''kendi hakları olduğunu'' öne
sürmektedirler.
Bizim yaşam kültürümüzün iki özelliği de ''tüketim toplumunun ideolojisi''
ile buluşmaktadır. ''Çocukların aşırı korunmasının ailenin görevi olduğu''
na ilişkin yaygın tutum ile ''çocuklarla gurur duyma isteği'' . Bu iki
özellik de çocukların ''yaşam standartları'' na ailelerin -kimi zaman-
ekonomilerinin üstüne de çıksa destek vermelerini sağlayan bir tutum
yaratmaktadır.
Anne babaların şu sözlerini çok sık duyuyoruz:
* Biz (ya da ben) çocuklarımız için yaşıyoruz.
* Ne yapıyorsak onlar için yapıyoruz.
* Biz çok sıkıntı çektik, onlar bu sıkıntıları çekmesin istiyoruz.
* İlerde hayatın birçok haliyle karşılaşacaklar, bari şimdi mutlu olsunlar.
* Mutlu bir çocukluk dönemleri olsun.
* Biz gençliğimizi yaşamadık, onlar doya doya yaşasınlar
* Bizim yapamadıklarımızı onların yapması bizi memnun ediyor.
* Her şeyleri var, neden çalışmadıklarını anlayamıyorum.
* Hiç sıkıntıya gelemiyorlar, istedikleri hemen olsun istiyorlar.
* Her istediğini yapıyoruz ama o bizim ne istediğimize aldırmıyor bile.
* Çok iyi çocuktur, ama arkadaşlarına uyuyor.
* Aklına hiç kötülük getirmez, ne söylense inanır.
* Böyle giderse nasıl yapacak bilmiyorum
Bu sözlerin hepsi de birbiriyle bağlantılıdır. Bu sözlerin oluşturduğu
merdiven basamak basamak çıkılmaktadır . Sonuçta erişilen yer de hiç
kimsenin düşünmediği, hiç kimsenin istemediği bir yer olmaktadır.
Neden
***
Çocuklarımızı hayatımızın ortağı değil, refahımızın ortağı yapıyoruz da ondan.
Neden ''hayatlarınızı çocuklarınıza adıyorsunuz?''
Neden ''çocuklarınız için yaşıyorsunuz?''
Neden çocuklarınıza ''istemedikleri şeyleri vermek için bunca çaba
harcıyorsunuz?''
Neden çocuklarınıza ''hak etmedikleri şeyleri elde etmeleri'' için
yükümlülük duyuyorsunuz?
Neden çocuklarınıza ''sorumluluk vermiyorsunuz?'' Şimdi almıyorlar, çünkü
sorumluluk vermekte çok geç kaldınız.
Neden çocuklarınızı, ''yaptıkları yanlışlıkların sonuçlarıyla
karşılaştırmıyorsunuz?''
Bu durumda, çocuklar ve gençler ''ailelerin onları her koşulda
koruyacağını'' biliyor.
Çocuklar ve gençler, kendileri hiçbir şey yapmasa da, ailelerin onlar için
her şeyi yapacaklarını öğreniyor.
Çocuklar ve gençler, geleceklerinin aileleri tarafından hazırlanacağına
güveniyor.
Onun için de kendine güvenmiyor, sorumluluk almıyor, kendisini hiçbir şey
için zorlama gereğini duymuyor.
Yapılması gerekenler yapılmaz, yapılmaması gerekenler yapılırsa sonuçlara
neden şaşmalı?
Lütfen, biraz düşünür müsünüz?
Erdal ATABEK
(Not : Einstein'nın dediği gibi "Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi
tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.)"
19 Ocak 2010 Salı
19 Ocak 2010

Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
CAN YÜCEL
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















