21 Temmuz 2010 Çarşamba

YILANBALIĞI

Şili'nin fırtınalı denizlerinde yaşar o pembe renkli yılanbalığı,


Kar gibi beyaz etiyle o devasa balık.

Ve Şili'nin kıyılarındaki tencerelerin içinde,

Yaratılmıştır o balık çorbası, yoğun ve nefis, besleyici

Yüzülmüş yılanbalığı götürülür mutfağa

Çıkıverir lekeli derisi eldiven misali

Görünüverir işte o zaman bu deniz ürünü, o körpe yılanbalığı

Işıldar artık çırılçıplak,

Hazırdır sunulmaya damak zevkimize.

Bak şimdi, alırsın sarmısakları, önce okşarsın o güzelim fildişini, koklarsın

Derken dövülmüş sarmısağı alıp koyarsın soğanla ve domatesle birlikte

Ta ki soğanlar alsın altın rengini.

O arada buğuda pişer o şahane deniz tekeleri,

Bir kez geldi mi kıvamına, tüm o lezzet birikti mi o sosun içinde

Özsuyundan oluşan okyanusun ve

Berrak suyundan soğanların ışığından çıkan

İşte o zaman girsin içine yılanbalığı

Dalsın o görkemin içine, tencerenin içindeki yağa gömülsün

Kasılarak çeksin içine.

Artık gereken tek şey katmaktır yemeğin içine dökerek kremayı

Kopkoyu bir gül gibi,

Sonra ateşin üzerine yavaş yavaş teslim edilir o hazine

Ta ki çorbanın içinde ısınsın tüm özleri, ve sofraya ulaşsın

Yeni evlenmiş olarak tüm tatları

Denizin ve toprağın

Öyle ki bu yemeğin içinde bulursun sen cenneti.



"Ode to conger chowder"/"Oda al caldillo de congrio", Pablo Neruda

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Beni yorumsuz bırakmayın lütfen. Yazdığınız her yorum benim için çok değerli.